Doğan Avcıoğlu gifted us a concept: Comprador bourgeois. In this video (Codex 03: Wolf Law) we see the first traces of the comprador bourgeoisie from Kemal Tahir with the concept of ‘national bourgeoisie’.

Kemal Tahir’s criticism of the national bourgeoisie is as follows:

  • In Türkiye, there is no bourgeois class that formed on its own and ‘learned business’ through production, as in the West.
  • The state worked as a ‘society-building’ (Ataturk’s emphasis on ‘new society’) superior actor in both the Ottoman Empire and the Republic, and classes were tried to be created by the state, not in their natural course.
  • The state tried to create a bourgeois class, but Türkiye’s rich people were among them. bourgeois core This attempt failed because it did not carry the

What he calls ‘bourgeois core’ here actually looks at the same place as what ESG calls ‘learning business’:

  • Making long term plans
  • Taking a risk and starting a new manufacturing business
  • Technology, organization, finance, business discipline development

According to Kemal Tahir, Türkiye’s rich people are not industrial bourgeois who have learned these things; more Rich people who are in touch with the state, chasing opportunities, and wanting to make a quick profit.

Even though years have passed, when I look at Türkiye and the Turkish nation, what I see is the same: profit is privatized but risk is nationalized. No matter what we say about the private sector, the national bourgeoisie or the comprador bourgeoisie, it does not take risks even if it carries out large-scale infrastructure projects such as roads/bridges, the transit guarantee is given by the state itself and the bill is covered by the public.

Original video: https://www.youtube.com/watch?v=KcMXOwuPpoc



https://v.redd.it/irxfni9owm1g1

Posted by karadurgun

Share.

8 Comments

  1. FantasticScore4309 on

    Devlet kolaya alıştırırsa tabi ki öğrenemezler. Kolaya alışmak, zora alışmaktan çok daha basittir. Devleti rantçılar yönetirse ihaleyi rantçılar alır.

  2. DamnToTheCensorship on

    Doğru Türk burjuvazisi öyle bazen liberal liboş falan derler de sapına kadar devletçidir işine gelmezse e-ticaret sitesi yasaklattırır, Booking’i yasaklattırır. Bir şeyin ‘yerli ve millisi’ üretilince alternatifini yasaklatmaya çalışır, grev oldu mu sırtını devlete bağlar. Gerçi bu devletin de burjuvazi ile kendisi tarafından tanımladığı bir ilişkidir bu.

  3. Türkiye’de maalesef devletle iş yapmazsan devletle iş yapan biri gelip senin işine konar. Öyle salak bir sistemimiz var ki. Gerçi bu TR’ye özel değil Amerika’daki lobicilik faaliyetleri buna büyük örnek. Türkiye’nin burada farkı bütün büyük şirketler devletin köpeği olması ve onlara karşı hareket edememeleri durumu. Devlet ile el ele verip bizi fiyatlarıyla, kalitesiz ve zehirli ürünleriyle sikebiliyorlar böylece. Hoş tabii bunu en küçük esnafta yapıyor. Kısaca sadece hocanın dediği gibi kolay yoldan para kazanmaya alıştığımız için, kaliteli iş ve o kaliteyle tanınma olayı bizde pek işlemiyor.

  4. “Devletle iç içe, fırsat kovalayan, kısa yoldan köşeyi dönmek isteyen” Allah allah ya bu hangi toplumun karakteristiği ya çok benzetiyorum, dilimin ucunda.

  5. İş öğrense de karşıyız zaten hocam. Amerikadaki tren yolu örneği anlamsız.

    Cumhuriyetin milli irade çerçevesinde attığı hatalı adımlardan biri. Kadroda falan da eleştirilir ve cumhuriyetin kendisi zaten bu sorunu farketmiştir. Tabi adım atılamadan karşı devrim ülkede hakim olduğundan bir şey yapılamamıştır. Zaten Atatürk’ün kendisi dahi bazı noktalarda devrim ile ilgili çok savrulmuş, aşırı modernizme kapılmıştır. Tam da modernizmin yavaş yavaş postmodernizme çalacağı bir dönem olduğu için mimaride devrimin ilerleyen yıllarında problemler olmuş, musiki yasağı gibi yersiz adımlar atılmış ve oluşturulan yapı devrimin yetiştiriği yeni nesiller talep ediyor olmasına rağmen toprak reformu yapıp ekonomik sistemi daha toplumsal aydınlanma lehine olacak biçimde kurgulayamamıştır. Oluşan burjuva, Cumhuriyeti hızla sırtından vurup kompradorlaşmış, Cumhuriyet devriminin ekonomik alanda etkisini sınırlamaya veya kendi lehine oluşturmaya çalışmıştır. Devrimin insan hayatına tam nüfuz etmesi için gerekli olan, kültürel devrimlerin ekonomik devrimle taçlandırılması işi yarım kalmıştır. Bu eleştiriler yerindedir ama iş bilse de kalsa zihniyeti yanlıştır. İşleri bir adım daha ileri götürmek ve kendimizi sınırlandırmamak gerekir. Dolayısıyla burjuvanın olmadığı bir ikinci adım düşünmek cumhuriyetin temel değeri olan aydınlanma ile çelişmeyeceğinden yerindedir.

  6. No-Recognition962 on

    19. yüzyılda Amerika’da zengin olan adamlara bakın 20. Yüzyılda da 21. Yüzyılda da çoğu belli bir işte profesyonelleşmiş eğitim almış adamlardır(bir bilim dalında uzmandırlar) bizdeki zenginler nasıldır devletle arayı iyi tutmuştur batarken de devlet batırır çıkarken de rantçıdır.Bu olunca sanayileşiyorsun ama o sanayi montajdan öte gitmiyor katma değerli mal üretemiyorsun ama böyle giderse o sanayi de gidecek gibi.

  7. Harika bir seri bu codex bu adam türkiye nin en değerli adamlarından birisidir şakasız. Üstelik adam oyun oynuyor la xd

  8. Kesinlikle katılıyorum. Türkiye’nin OECD ülkeleri içinde en çok çalışan ama buna rağmen aynı zamanda en verimsiz olan ülkelerden biri olmasının yegane temeli bu “Zenginleştirilmiş Çomar” sınıfıdır.