Why did the Turkish-Islamic society become so distant from art, painting, music and even colors over time? Yes, the Turks became Muslims, but they never completely broke away from their own aesthetic understanding and cultural style, including the Ottoman period. So where exactly do you think the break happened?

https://i.redd.it/wbhs793uqu5g1.png

Posted by VixenPaw

Share.

22 Comments

  1. Osmanlı’nın siktir ettiği Anadolu halkı çünkü bizim toplum. Vizyon yok çoğunda.

  2. Sosyal medya herkesin fikir beyan ettiği bomboş bir platformken facebook belki bunların en ucuzu o yüzden ciddiye alma bu tür postlara yorum atanları kendi evinde bile ciddiye almıyorlar

  3. bunların aldıkları araba ya doğan, ya da doblo oluyor zaten çok da bir şey beklememek lazım

  4. tam cevabını bilmiyorum ama yöresel zevkten (baskın renkler, doğal malzemeler) osmanlı/batı sentezi imitasyon bir zevke evrilme olduğu ortada. Başka örnekler:

    1. Eskiden evlere serilen yağcıbedir, kayseri, bergama halılarının yerini grimsi ya da bej tonlu sentetik halılar aldı.
    2. Osmanlı imitasyonu altın tonlu nesnelerin sayısı arttı.
    3. Duvarlarda renk kullanımı azalırken, kartonpiyer kullanımı arttı.
    4. Uzun zamandır hiç bir kentte anadolu camisi yapılmıyor, her yeni yapılan cami osmanlı kopyası.

  5. Sadece karbonhidrat ile beslenen bir toplumdan, estetik ve sanat için çalıştırabilecekleri bir beyin beklemek komedi.

  6. SuchAirport8079 on

    İslam zaten sanata, müziğe ve hatta resme karşı düşman, hatta inanır mısın rasathane falan bombalatmis hayret bilime de düşman. Karşı çıkacaklara burada sayısız ayet hadis paylasabilirim. İnat edeceklere de tarihten sayısız örnek verebilirim, yormayın beni.

  7. ConsciousStorm8 on

    Yani bence cok yanlis bir yorum degil ama sonucta o yorenin kulturunun bir sembolu.
    Tavan duz gerisi oldugu gibi, yada tavandaki yan seritler, ve kapi cercevesi haric sade tahta olsa daha nefes alabilir.
    Neyse sorunun cevabi koy enstituleriyle yontulamamislik

  8. Opening-Spare2379 on

    Yav kardeşim bunlar nasıl bir çar ben anlamadım.renklere düşman, müziğe düşman,sanata düşman,voleybola düşman,baleye düşman,heykele düşman,nerede güzel bir şey varsa düşmanlar ama cihat savaş vs desen bir kere birinin ağzından savaş kötü vs gibi söz duymadım.içleri o kadar kötü ki iyi güzel ve huzurlu olan herşeye düşmanlar.kendileri saygı sevgi yoksunu ve nefret dolu oldukları için istiyorlar ki kimse mutlu olmasın kimse huzurlu olmasın dünyayı nefret kaplasın ve dünya kaosa sürüklensin istiyorlar.

  9. No_Technician_4709 on

    Anadolu’da İslam aslında tarih boyunca daha yumuşak daha sıcak bir şeydi. Tasavvufun etkisi çok büyüktü, Alevi-Bektaşi damar vardı, halkın dini daha çok sevgi üstüneydi. İnsanlar Hz Ali’yi, Ehl-i Beyti sever, türbe ziyaret eder, ilahi söyler, cemaat kavgasına pek girmezdi. Osmanlı da bunu bastırmadı, aksine bu çeşitlilikle idare etti.

    Ama Cumhuriyetin ilk döneminde bu bütün yapı dağıtıldı. Tekke zaviye kapatıldı, tasavvuf kamusal hayattan silindi, halk dini biraz geri kalmışlık gibi gösterildi. Din alanı daraldı ama boşluğu da dolduracak bir şey kalmadı.

    Sonra 1980lerden sonra başka bir rüzgar esti. Bu kez daha katı bir Sünnilik yükseldi. Suudi etkisi, Selefilik, politik islamcı gruplar, cemaatlerin kapışması falan derken halkın dini dili değişti. Tasavvufun hoşgörüsü yerine daha hükümcü daha sert bir bakış yerleşti. Hatta insanlar Osmanlı’daki eski halk inançlarını bile yanlış görmeye başladı.

    Bugünkü sertleşmenin sebebi aslında bu iki kırılma. İlki erken Cumhuriyetin kültürel damarları koparması. İkincisi 1980 sonrası dışarıdan gelen sert Sünni yorumların boş alanı doldurması.

    Bektaşiliğin merkezinin bugün Arnavutluk’ta olması bile bize şunu gösteriyor: Anadolu’nun kendi dini damarını biz yaşatamadık, başkaları sahiplendi. Atatürk dinin kontrolden çıkmaması için Diyanet’i kurdu; niyeti dini devletin idaresi altında tutmaktı. Fakat bu model uzun vadede işlemedi. Çünkü devlet dini kontrol ederken halk da kendi kültürel inancından koptu. Bugün ortaya çıkan boşluk biraz da bundan.

    Bir ulusu ayakta tutan şey çoğu zaman o ulusun dini anlayışıdır, bu insanlar dindar olsun ya da ateist olsun fark etmez. Avrupa’da bunu açıkça görürsün: onların dini bugün ritüelden çok hayatın pratik ahlakına, gündelik alışkanlıklarına dönüşmüş durumda. İnanç zayıflamış olabilir ama kültür hala Hristiyanlığın biçimlendirdiği bir zemin üzerinde duruyor.

    Aslında Türkiye’de yapılması gereken şey, tasavvufun ilerici ve kapsayıcı damarını (örneğin Bektaşiliği) cumhuriyetle birlikte yeniden yorumlayarak korumaktı. Bir tür modern tekke; çağdaş, akılcı ama kültürel köklere bağlı bir yapı. Böylece hem gelenek tümden yok olmazdı hem de toplum sert dini yorumlara savrulmazdı. Yunanların hala Ortodoks oluşu bunun çarpıcı bir örneği: pek çoğu cennete bile inanmıyor ama kültürel bağ hiç kopmamış, kilise onların kimliğini hala taşıyor.

  10. Anlamadığınız bir şey var; bu yeni bir şey değil, bu karşıtlık da destek de zaten daima olan bir şeydi. Sadece bunlar zaman zaman ön plana çıkıp geriler yahut bakış açınıza göre değişir.

    Örneğin sanatsal bir bakışla bir sürü sanatsal mimarî yahut hat, çini, ebru, minyatür gibi sanatlar görebilirsiniz İslam tarihinde. Yahut aynı sanatsal bakışla İslam’da resmin gelişmediğini; minyatür, hat vb. sanatların tam olarak resim gelişmediği için geliştiğini; müziğin, heykelin gelişmediğini de görebilirsiniz. Bunların ikisi de doğrudur ve karşılıklı bir ilişki içerisindedir zaten. En güzel ürünlerin verildiği zamanda da en büyük karşıtlığın olduğu zamanda da bu iki tarafı destekleyen kesim vardı, şu anda da var.

    Ki olması da şaşırtıcı değil. İslam’da ressamların direkt olarak cehennemlik olduğu söylenirken resim karşıtı insanların olması neden şaşırtıcı olsun? Veya müziğin şeytan işi olduğu söylenirken? (Bunları daha önce r/AteistTurk’te defalarca gösterdiğimiz için tekrar uzatmayacağım, isteyen oradan faydalanabilir.) Osmanlı’da da durum böyleydi. Sanatı destekleyen kadar karşı çıkan da vardı. Ortada bir kırılma yok, tam olarak bir devam ediş söz konusu aslında. Bizim yapmamız gereken de bu devam edişi kırmak, sanatın var olabilmesini sağlamak.