Source

23-year-old Barış Özbay, who lost his home and family in the February 6 earthquakes in Kahramanmaraş, has been living connected to the virtual world without leaving the house for 3 years. On the other hand, it was learned that Özbay did not take a bath, did not cut his nails and only played on the phone. Özbay, "I locked myself at home 2 months before the earthquake. Before that, I was slowly becoming bored with life. I was studying logistics at university. Since I don’t want to do anything, I don’t want to take a bath either. I wouldn’t go to the toilet or eat if I could." he said.

According to IHA news; 23-year-old Barış Özbay has been living connected to a computer and phone without leaving home for 3 years. It was also learned that Özbay did not take a bath or cut his nails.

Özbay said:

"I usually wake up, go to the toilet, eat dinner because I have to, otherwise I wouldn’t do them. Then I sit and play on the phone. I watch the walls and wait for evening to come, then I sleep. I locked myself at home 2 months before the earthquake. Before that, I was slowly becoming bored with life. I was studying logistics at university. Since I don’t want to do anything, I don’t want to take a bath either. If I could, I wouldn’t go to the toilet or eat. I do them because I have to. I was taking a bath before the earthquake, but I don’t want to take a bath now. I have no dreams. I don’t want anything to happen. They are trying themselves, but I don’t want improvement or help either. I don’t want to go out and do things. I will sit at home. My nails were even longer, but they had to cut them off. In short, life is not perfect. People say life is beautiful with ups and downs, but for me it’s the opposite. The ups and downs of life aren’t nice and I don’t want them"

Özbay’s mother asked the authorities for help in getting her son treated.

https://i.redd.it/0c2t2ra6v8vf1.jpeg

Posted by zenciiiii

Share.

43 Comments

  1. Hem psikolojik desteğe ihtiyacı var hem de bu davranışı destekleyici insanları da eğitmeliler. Anne babası yemeği önüne koymasa bu şekilde devam edemez mesela. Aç kalsın demiyorum, ama en azından kendi yemek alışverişi için bile olsa dışarı çıksa daha farklı olur. Ailenin bu döngüyü kıracak şeyler yapması lazım.

  2. Ok-Switch-8980 on

    Ailesini kaybeden diyor anvak annesinin şikayeti olduğu yaxıyor sadece babası mı ölmüş mesela yoksa ona bakacak destek verecek birileri var mıdır umarım vardır

  3. TeamIllustrious373 on

    Bence buna kızmamalıyız. Her insan aynı olup aynı düzenin içinde barınmak zorunda değil. Tabiki geçimini sağlaması lazım başkalarına yük olmaması lazım bu yönden hataları var. Yoksa gayet normal bir durum. Ailesine eziyet etmemeli.

  4. Kadıncağız bilmeyebilir ama bu röportajı yapanlar, muhakemesi bozuk olma ihtimali olan bir kişinin velev ki kendi rızasıyla bile olsa neredeyse tıbbi öyküsü sayılabilecek bilgileri yayınlayarak suç işlemenin yanı sıra, umarım ikametlerinin bulunduğu ilçenin kaymakamlığına böyle böyle, oğlumun kendine zarar verme riski olabilir, muayesinin sağlanmasını istiyorum diye dilekçe verdiğinde oğlunun kolluk eşliğinde sağlık ekibince alınıp muayenesinin sağlanabileceği bilgisini de vermişlerdir.

  5. Agorafobiden tut şizofreniye kadar bir sürü insan var bu şekilde meczup hayatı yaşayan. Özellikle son yıllarda berbat ekonomi ve ağır depresif ülke gündemi etkisi ile bu gibi kişilerin sayısı ve tetiklenmesi artıyor.

    Avrupa’da bu gibi şahıslar için hayata dahil etme programları mevcut. Bizim ülkede ölüme terk ediliyorlar. Çok zor bir hastalık.

  6. Abi gözünün önünde hayatının ve sahip olduğu her değerin yok olduğunu görüp aklını kaybetmiş herif, siz “bilmem ne benim tarife” diye meme malzemesi olarak görüyorsunuz

  7. Haberde çok paylaşılmayan ve konuşulmayan konu depremden sonra başladığı.

    Bildiğin depresyon, mental sağlık konusu ve ülkemizde ne yazikki yeterince çözüm sunulmuyor.

    Bildiğin PTSD.

    Çok yazık.

  8. EzikVeKaradenizli on

    Benim de benzer bir hikayem var. Ben de ne olduğunu anlamadığım sürekli kendimi izole etmek istediğim bir dönemdeyken pandemi ortaya çıkmış ve karantina sürecini yaşamıştık. Sonraki sene yks falan vardı hiç toparlayamadım iyi yapamayınca tekrar girmek istedim hep derken 4 sene falan evimde geçti üniversiteye 21imde başladım. Hayat tarzım ve ruh halimse hala aynı hiçbir şey istediğim yok okula kayıtlıyım ama neredeyse hiç gitmiyorum gittiğim zamanlarda da dayanamayıp imza atıp kaçıyorum. Yani hala evde yaşıyor sayılırım. Bu arkadaş deprem travması yüzünden daha da kötü olmuş gibi ve durumu benden çok daha vahim duruyor dilerim ki iyileşir

  9. Inside-Equipment-559 on

    DEHB ile nöröçeşitliliğin yani göze batmayacak miktarda bir otizmin komorbidite hali olarak yorumluyorum azıcık psikoloji aleminden bilgi edinmiş birisi olarak. Vaziyet fena. Bu devletin psikolojiye bakış açısı da ezelden beri çok yüzeysel olduğu için aslında küçük yaşlardan itibaren fark edilebilecek bir örüntü fark edilememiş oldu. Yani aile cahildir belki ama yine de lafım yok, zira genelde bu tarz hafif otizm vakalarını gayet kültürlü aileler bile fark edemiyor. Ama okul hayatında kimse fark etmedi mi yahu bu adamı? Direkt şak diye belli olması lazım. Ama milli eğitime göre mesleki tercih, psikolojik sağlığın üzerinde geldiği için okulda ona göre insan istihdam ediliyor. Bu arada hafif otizm vakalarından çok çok zeki insanlar çıkabiliyor ve çıkmış örnekleri de var, yani hastalık olarak değerlendirilmediği için nöröçeşitlilik vurgusu daha önde. Ama çocukken yönlendirilmeleri gerekli.

    İşin kötüsü deprem bir şeyleri daha kötü yapmış gibi, ama adamın dediği gibi halihazırda böyle bir eğilim varmış. Yani deprem burada tetikleyici unsur olsa da kendi başına sebep değil bence.

    Şimdi bir gerizekalı çıkar akıllı telefon bağımlığı adamı napıyor diye ortalığı karıştırır. Mevzu akıllı telefon değil yahu.

  10. Böyle yaşamak böyle olmak asla istemem ama hayat bazen öyle yorucu ki adamın açıklamaları onunla fena empati kurmamı sağladı. Bir işe girse “takım çalışmasına uygun” “iletişim yetenekleri kuvvetli” adı altında bir sürü rol yapan manyakla hayatının çoğunu geçirmek zorunda kalacak. Adamın haline bakınca sosyal yaşamda diğer insanlar tarafından “normal” olarak algılanması bile zor, dışlanacağı için durumu psikolojik açıdan daha da kötüleşecek. Ne yapsın bu adam? Bir çıkış yolu için önce bir miktar para lazım ona da sahip midir bilemiyorum.

  11. bu adamın yaşadıklarını yaşamadan meme veya espri kasanlar siz insanlıktan nasibinizi almazsınız olm beyinde empatiden sorumlu bölge sizde bulaşık süngeri olarak gelmiş doğuştan

  12. Devletin yetersizliğinin canlı örneği olmuş bu kardeşimiz. Hali hazırda sallantıda olan psikolojisi belli ki depremle beraber çökmüş. Depremzedeyim, depremde birince derece aile bireylerimi kaybettim. Çok şükür kendim ve ailem böylesi bir çöküş yaşamadı ama akşam yalnız yatağa girdiğimizde hepimizin gözünün önüne kaybettiklerimiz geliyor. Devlet ise bu noktada herhangi bir psikolojik danışmanlık için ulaşmadı bize. Ha şahsen ben buna ihtiyaç da duymuyorum çünkü yaşadıklarımın yaşamının geri kalanında etki yaratmadığını biliyorum.

    Ama anlamanız bağlamında arkadaşımızın yaşadıklarını kendimce açıklayayım çünkü hayatımı devam ettirsem de kafamın içerisinde bir şey yaptığım hiçbir şeyden zevk almıyor ve hiçbir şey için hevesim yok, yaşamak için bile.

    Barış Bey dünyanın yıkıldığını gördü, doğrudan birinci elden hayatının ne kadar da kolayca elinden gidebileceğini gördü, algıladı ve maalesef trajik bir şekilde kabul etti. Bu proseslerden ben de geçtim ancak geride kalan ailem, arkadaşlarım ve kaybettiklerime verdiğimi sözlerden güç alarak devam ediyorum. O günden beri mesleğimde ve özel hayatımda benim için çok güzel gelişmeler yaşadım, ama açıkçası olmasalardı da çok üzülmezdim. Bu durum beni biraz kalın derili, az biraz duyarsız ve yer yer de agresif yaptı. Mesela özel hayatında yaşadığı sorunlar için ağlayan bir insan gördüğümde eskisi kadar empati yapamıyorum. E tabi bu durum hayatımdaki insan sayısını da epey azalttı. Açıkçası belki ailem ve sevdiklerim olmasa ben de Barış Bey gibi bir halde olabilirdim.

    Dolayısıyla Barış Bey’in nasıl hissettiğini anlayabiliyorum. Hayata dair bir beklentisi ve çabası kalmamış ancak bitmesi içinde bir acele içinde olmadığını bilmek de güzel. Umarım ileride karşısına ona yeniden yaşama sevinci kazandıracak tesadüfler yaşar.

  13. Chance-Activity-385 on

    Amerikada da genç bir kız 10yıl boyunca salondaki koltuktan hiç kalkmayarak ölmüştü. Tuvaletini de oturduğu yere yapıyormuş.

  14. Far-Picture-1125 on

    Hepimizle bu arkadaş arasında pek kalın olmayan bir çizgi var. Ne sevilecek insan, ne uğruna yaşanacak değer, topluluk, devlet kaldı.

    Estetik, insanı sürece bağlayan şeydir. O süreçte zevk alabileceğimiz bir şey yok. Hedef de çok uzakta ve oraya giden yol da acı dolu bir yol olarak görünüyor.

    Geleceğin de ekonomik eşitsizliğin tavan yaptığı bir siberpunk kerhanesi olduğunu düşünürsek sisifosvari bir biçimde duvarı yumruklayıp delmekten başka bir çaremiz yok (Duvarı yumruklarsanız elinizi çöp edersiniz. Bu süreçte de bedeninizi ve psikolojinizi bitireceksiniz ama başka çareniz yok). Dağ kocaman ama sınırsız değil. Ya o taşı iteceğiz ya da o taş bizi ezecek.

    Tabi bu yolda prensiplerinizden ve ahlakınızdan vazgeçip geçemeyeceğiniz başka önemli bir konu.

  15. Ben de bu abi gibiyim ama ben temizliğime dikkat ediyorum hiç yoktan, üstelik ailemden psikolojik travmaya maruz kalıyorum ve deli muamelesi görüyorum, bu yüzden kötü bir insan olarak görülüyorum, çok geçmeden intihar ederim, bu abiye de Allah sabırlar versin

  16. bu bayağı kronik depresyon, sirk hayvanı gibi haber yapana kadar bi psikolog ayarlasalarmış. “Aaa bakın telefon ne kadar kötü” algısı da yapılmış. Adam duvar izliyorum diyor la zaten vakit geçirmek için ne bulursa onu yapıyor.

  17. bu adamı yadırgayanlar, kendi isteğiyle kendini bu hale getirdiğini sananlar kronik depresyon hakkında hiçbir şey bilmiyor. aynısını 12-14 yaş aralığında yaşadım. hayatımın en zor 2 yılıydı ve hâlâ toparlanabilmiş değilim. sadece vakit geçsin diye yaşıyor, günde 14 saatten fazla uyuyor, uyanık olduğum zamanlarda ise sadece telefona bakıyordum. günde 20+ saat yatakta kalıyordum, ayağa kalktığım zamanlar sadece tuvalet ve bazen yemek ihtiyaçlarıydı ondan hariç çoğu zaman yemek yemeye bile kalkamıyordum. diş fırçalamak, duş almak, saçımı taramak benim için dünyanın en zor şeyleriydi. hiçbir şey zevk vermiyordu hiçbir şey hissedemiyordum sanki birisi beni öldürüp tüm insani özelliklerimi almış da ben ruhsuz bir bedende yaşamaya çalışıyormuşum gibiydi. bu durumdan çıkmam çok zor oldu hâlâ nadir de olsa bazı günler dışarıya adım atacak gücü kendimde bulamam. umarım bu arkadaş gerekli tedaviyi en hızlı şekilde alıp hayatına devam edebilir

  18. reis_sevdalisi42 on

    babam zengin olsa yaşayacağım hayat buydu ama arada duş alıp tırnaklarımı keserdim.